İşitme kaybının erken teşhisi çocuk gelişiminde büyük önem taşıyor

Kulak Burun Boğaz Baş ve Boyun Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özgirgin, bebeklik döneminde karşılaşılan işitme kayıplarının tedavi edilebileceğini bildirdi.

“6 AYLIKKEN CİHAZLANDIRILMASI GEREKİYOR”

Özgirgin, genetik faktörler, anne ile babanın akrabalığı, annenin hamilelik sırasında hastalık geçirmiş olması, zor geçen bir doğum, hayatın ilk günlerinde geçirilen ağır bir enfeksiyon ya da menenjit bebeğin işitme kaybına neden olabildiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu gibi durumların erken saptanması ise büyük önem taşıyor. İşitme kayıplı bebeklerin en geç 6 aylıkken cihazlandırılması gerekiyor. Böylece, cihaz aracılığı ile gelen uyarılar beynin işitme merkezindeki nöral yapıları besleyebiliyor ve atrofi oluşmadan aktif bir şekilde işitme fonksiyonlarını sürdürebiliyor. İleri seviyede işitme kaybı olan bebeklerde, iç kulağa yerleştirilen kohlear implant ise hayatın seslerini duymalarına yardımcı oluyor. Kohlear implant sadece bebeklerde değil, ileri yaşlarda da kullanılabiliyor. 3-4 yaş itibarıyla çocuklarda görülen işitme konusundaki esas sorunun orta kulakta sıvı birikmesi oluşturuyor. Orta kulaktaki sıvı birikimi çocukların sık geçirdikleri üst solunum yolu enfeksiyonları sonucunda, orta kulak havalanmasının bozulması, burun ve geniz boşluğundan enfeksiyonun östaki vasıtasıyla orta kulağa yerleşmesi sonucu ortaya çıkıyor.”

Özgirgin, zamanında ve iyi tedavi edilemeyen ya da çok dirençli olabilen bu enfeksiyonların, orta kulakta kalıcı sıvı birikimlerine yol açabildiğini, bunun da çocuklarda yaklaşık yüzde 40 civarında bir işitme kaybı nedeni olduğunu, eğitim öğretim aşamasındaki bahsi geçen çocuk popülasyonunda bu yüzde kaybı bile çocuğun gelişimini çok olumsuz etkilediğini aktardı.

“TRAVMA SONUCU İŞİTME KAYBI YAŞAYABİLİYOR”

Yetişkinlerin de işitme kaybı yaşayabileceğini vurgulayan Özgirgin, şunları kaydetti:

“Yetişkinlerde, profesyonel yaşamın getirdiği bazı işitme kayıpları da gözlemlenebiliyor. Örneğin, yüksek sesli ortamlarda çalışan kişiler, yüksek sesin getirmiş olduğu travma sonucu işitme kaybı yaşayabiliyor. Yüksek sesin yarattığı tahribat, iç kulaktaki tüylü hücrelerde olabiliyor ve bu tüylü hücrelerin yeniden yapılandırılmasına yönelik tedaviler sınırlı olduğundan, ilaçlar ve uygulamalar her zaman istenilen sonucu getiremeyebiliyor. İleri yaşın getirmiş olduğu hücresel dejenerasyon sonrası yaşlılık işitme kayıpları gözlemlenebiliyor. Bu yaş grubunda sesin duyulması ve konuşulanların anlaşılması konusunda iki sorundan bahsedebiliriz. Konuşulanların anlaşılması doğrudan beynin işitme merkezinde oluşan bir durum olarak ifade ediliyor.

Bu grup hastaların tedavisinde ilaçlar yerine işitme kaybının dengelenmesi için cihazlardan yararlanılıyor. Kişinin kelimeleri algılayabilmesinde ve beyinde sentezlenmesinde işitme cihazlarının sürece katkısı olamıyor. Kelimeleri ayırt etme kapasitesi düşük olan işitme kayıplı yaşlılarda, işitme cihazlarının performansı ve kişiyi tatmin etme kapasitesi bu nedenle düşük olabiliyor. Ancak gelişen teknoloji ile yaşlı toplumda da kohlear implant uygulamaları kullanılabiliyor. İleri yaşın neden olduğu olumsuzlukları nötralize edecek alternatifler, gelişen teknoloji aracılığıyla hastalara sunulmaya devam ediyor.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir